1. Ana Sayfa
  2. Köşe Yazıları
  3. Anlayamıyorum

Anlayamıyorum

images (37)

Tty

İki gözü doğuştan görmüyordu. Âmâ idi. İran’ın fethi için cihada gidileceğini duyunca hemen Hz. Ömer’in yanına gider, savaşa katılmak için izin ister, Hz. Ömer de izin verir. Ordunun komutanı Sa’d bin ebî Vakkas’tır r.anh. Uzun ve zahmetli bir yolculuktan sonra savaşın yapılacağı yere ulaşırlar. Komutanın yanına gidip şöyle söyler: “Sancağı ben taşıyayım, gözlerim görmediği için düşmanı kalabalık görüp geri çekilmem nasıl olsa. Sancak hep en ileride olur, böylece askerin cesareti kırılmaz.” Sancak düşmüşse ordu o mevziyi kaybetmiş demekti ne de olsa.

Adı, Abdullah ibni Ümmü Mektûm r.anh. Allah Resûlü’nün s.a.v müezzini.

Doğuştan kör. Üstelik körler ve topallar savaşa gitmeyebilir diye ayet varken, ruhsat verilmişken, Medine’den kalkıp İran’a kadar cihada gitmek…

Bunu hiç anlayamıyorum. Kendime yaklaştıramıyorum birtürlü.

Hele de camilere vidalanmış sandalyeleri, kilitlenmiş tabureleri görünce, normal saf arasına elinden geldiği ve gücü yettiği kadarıyla dahil olabilecekken bundan kaçan insanları görünce bunu anlayamıyorum.

Arabasından, evinden vazgeçse fâizden ve banka kapısında zillete düşmekten kurtulabilecekken malına kıyamayan, lüksünden vazgeçemeyen insanları görünce hiç anlayamıyorum.

Musluğundan sıcacık suyu akıyorken, evinin her odası da sıcacıkken eli kitaplıktaki Kur’an’a gitmeyen, ayakları seccadeye ya da mahalledeki caminin yoluna yabancı insanları da anlayamıyorum.

Evet kendimi de anlayamıyorum…

Bu çağda Abdullah ibni Ümmü Mektum’u anlamak mümkün mü? Hayatlarımızı onun hayatına yakınlaştırmak mümkün mü?

Yine abarttım biliyorum. Can sıkıcı şeyler duymak istemiyoruz farkındayım… Üzgünüm.

Halil İbrahim

Yorum Yap

Yorum Yap