1. Ana Sayfa
  2. Köşe Yazıları
  3. Benim Adım Suriyeli

Benim Adım Suriyeli

IMG_20200303_091732
1

Zekeriya camii’ni özledim. Duvarlarında ezanlar yankılanırken, avlusunda kardeşimle koşuşturduğumuz günleri.

Halep Kalesi’nin eteklerinden esip gelen rüzgarların ıpılık bir huzuru zihnimin kıvrımlarına bahşettiği zamanları özledim. Rüzgarın evimizin perdelerini uçuşturmasını özledim.

Dalıp dalıp gidiyorum böyle elimde değil.

Ne zaman başımı yastığa koysam, uykuya dalsam, bütün rüyalarımı doğduğum evde görüyorum. Annemin pişirdiği, bahçemizdeki taş fırından yeni çıkmış halebî ekmeğinin kokusunu saklıyorum içimde.

Ah Annem! Ah Babam!

Halep’e bombaların yağdığı o günde donup kaldı bütün güzel zamanlar.

Annemle babamın odasına düştü bir bomba, mutluluğumuzun orta yerine, minik hayallerimizin orta yerine, paramparça olmuş coğrafyamın orta yerine.

Annesiz kaldım. Halep kalesinin esenlik veren ihtişamı, acıyla çığlık çığlığa feryat eden aciz bir çocuğa dönüşüverdi.

Babasız kaldım. Zekeriya Camii kadar yalnız ve yıkık. Gözyaşlarım kurudu kaldı yanaklarımda.

Bir komşu kadın beni ve kardeşimi sarıp sarmaladı. Saçlarımı ördü. Ağıtlar yülseldi yedi kat semaya. Yıkıntılar arasından kıyafetlerimi toparladı. Ayakkabım nerdeydi, ya tokalarım, annem bilirdi yerini. Annem, annem..!

Ruhumu kan revan eden acılarla, yorgunluklarla yollara düştük.

Ne soğuk canımı yakıyordu, ne yağmurun içine yağdığı çadırlarda kalmak, ne de dizlerime kadar bata çıka yürümek çamurlu yollarda. Canımı acıtan tek şey annemsiz kalışımdı.

Ya babamsız, nasıl olurdu!

Sonra sınırı geçtik ürkek ve umutla. Kalplerimiz korkudan büyümüş içimize sığmıyordu. Şehirde duvarları dökülen bir ev kiraladılar bize. Annesiz babasız 11 çocuk ve 3 dul kadın. Oturup ağlaştı kadınlar…

İçimden taşan annesizlik suskunluk olup çöktü üzerime. Doldum doldum sustum.

Mahallelinin verdiği battaniyeleri buz gibi betona serdik ve birbirimize sarılıp içlene içlene uyuduk o gece.

Sabah olunca bizden önce buralara gelenler uğradılar. Onların da elinde avucunda bişey yoktu. Soba dumanı çökmüş sokak aralarında gözlerini sile sile yürüyüp kayboldular.

Sonra mahalleli tuttu elimizden, sonra hayırsever insanlar geldiler ellerinde erzak poşetleriyle. Soba kurdular evimize. Ocak yaktılar. 11 çocuk ısındık kaynayan çorbanın sıcaklığında.

Kaç gün oldu bilmiyorum ya da kaç yıl!

Zekeriya Camii uzaklarda, cennete emanet kalsa da mahallemizdeki camiden yükselen ses, ezan, aynı ezan.

Kardeşim Luceyn’e sarılıyorum sımsıkı her fırsatta. O’na her sarılışımda annemin kokusunu çekiyorum ciğerlerime.

Bakışları aynı babam. Babamın gözleriyle bakıyor.

Mutfak tüpü çabuk bitmesin diye dua ediyoruz. Bir de bizi istemeyenlerden bahsediyorlar, sevmiyorlarmış bizi. Düşündükçe kalbim göğsümün içinde bir kuş gibi pır pır telaşlanıyor.

Nereye gideriz buradan kovarlarsa, ne yaparız!

Ey Halep! Ey yerim, göğüm! Ne zaman döneriz sana? Ne zaman sırtımızı yaslarız yeniden Halep Kalesi’nin surlarına?

Bilmiyorum, bilmiyorum..!

Benim adım “Suriyeli” !

Bakara Suresi, 3. Ayet|bismillah:
“Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar”

Halil İbrahim

Yorum Yap

Yorum Yap