1. Ana Sayfa
  2. Gezi Rehberi
  3. Bir Umut İçin Milano

Bir Umut İçin Milano

milanokapak[1]

Paskalya, Noel ve yılbaşı zamanı Milano büyüleyici bir güzelliğe bürünüyor. Duomo civarındaki sokaklarda kurulan Christmas marketlerde onlarca çeşit peynir ve İtalyan şaraplarının tadına bakabilir, eğer sosis seviyorsanız ayaküstü kurulmuş mangallarda bira ile beraber sosisli sandviç yerken soğuk havayı hissetmeden zaman geçirebilirsiniz.

Son günlerde yaşadığımız Covid-19 salgını bizi çok farklı bir dünya ile tanıştırdı. Uçağa atlayıp tatile gitmek son derece sıradan bir durumken özgürce sokaklarda yürümek bile hayal oldu şu sıralar. Ancak her şey hayal etmekle başlar. Dünyaca ünlü tenor Andrea Bocelli “Music For Hope” sloganıyla bu salgına karşı bir duruş sergiledi. Ümit vermek için Milano’nun en meşhur simgesi Duomo Katedrali’nde, tek bir insanın olmadığı meydanda harika bir Paskalya dinletisi sunarken, o muhteşem katedralin önünde boşluk bulup resim çektirmek için dakikalarca uğraştığımı hatırladım. Elbette bu salgını evlerimizde kalarak atlatacak ve yine o meydanları sağlıklı bir şekilde dolduracağız. Ben de sizlere ilham olması için şu an acılar ve mücadele içinde olan Milano’yu kaleme almak istedim.

Duomo Milano

Milano İtalya’nın kuzeyinde yer alan ve genelde gelir düzeyi yüksek kişilerin yaşadığı bir yer olarak bilinir. Bu nedenle Avrupa’nın ve dünyanın jet sosyetesi seyahat ve alışveriş planlarına bu şehri mutlaka dahil ederler. Yaklaşık bir saat mesafedeki trenle ulaşımı çok rahat olan Como Gölü yine bütün bu zenginlik ve ihtişamdan nasibini almış bir doğa harikasıdır. Hollywood starlarının da malikaneleri olan Como’da şanslıysanız ünlülerle karşılaşabilirsiniz.

Malpensa Havaalanına indikten sonra yaklaşık bir saat süren tren ya da otobüs yolculuğu sonrasında Merkez Tren istasyonu Centrale’ye ulaşacaksınız. Buradan metroyla Duomo meydanına çok rahat bir şekilde gelebilirsiniz. Alışveriş yapmayı düşünüyorsanız Milano gerçekten çok doğru adres. Moda denince İtalya ve özellikle Milano hemen akla gelir çünkü neredeyse bilinen bütün İtalyan markalarının merkezleri Milano’dadır. Hâl böyle olunca Duomo çevresindeki Galeria Vittoria Emanuele mutlaka görülmesi gereken tarihi bir pasajdır. Çevresindeki ve içindeki mağazalar, kafeler, restoranlar gerçekten çok lüks ve şıktır. Özellikle yorgunluk atmak için hemen girişinde yer alan Cafe Motta 1900’lü yıllardan beri hizmet veren tarihi bir mekân olarak bilinir. Duomo’yu merkez alıp 2-3 km çapında bir daire çizip her sokak ve caddeye gidebilirseniz size şaşkınlık verecek derecede keyifli mekânlar ve mağazalar göreceksiniz.

Galeria Vittoria Emanuele

Paskalya, Noel ve yılbaşı zamanı Milano’da Avrupa’daki her önemli turistik şehir gibi harika bir şekilde süsleniyor. Özellikle Duomo civarındaki sokaklarda kurulan Christmas marketlerde çok keyifli süsler ve hediyelik ürünler bulabilirsiniz. Yine burada kurulan yemek yerlerinde onlarca çeşit peynir ve İtalyan şaraplarının tadına bakabilir, eğer sosis seviyorsanız ayaküstü kurulmuş mangallarda bira ile beraber sosisli sandviç yerken soğuk havayı hissetmeden zaman geçirebilirsiniz. Unutmadan bizdekine benzer kestane kebap satıcıları da bir hayli ilginizi çekecek. Gerçekten bu özel zamanlarda Milano büyüleyici bir güzelliğe bürünüyor.

Osso Buco ve Charleston Wine & Art & Food

Milano’ya kadar gelmişken buraya has bir yemek yemeden dönmek elbette olmazdı ve ben de öyle yaptım. “Osso Buco” yemek için bir gün önceden yerimi ayırtarak Piazza Liberty No.8 adresindeki ve kendini restoran diye değil de tabelasına “Wine & Art & Food” diye yazan ve tanımlayan “Charleston” adlı mekâna gittim. Burası Duomo’yu geçince sol taraftaki lüks mağazaların hemen arkasında kalan küçük bir avlunun önünde yer alıyor. Çok şık ve nezih bir yer gerçekten. Klasik her türlü İtalyan yemeklerini, pizza ve makarna çeşitlerini tadabilirsiniz burada. Dedim ya ben özellikle Osso Buco tadacağım. İsmi çok havalı gelse de kelime anlamı ” delik kemik”. Bunun nedeni, kemiği düzgün kesilmiş dana incik yemeği olmasından kaynaklanıyor. Servis edilirken göze çarpan o büyük kemik parçasının ilikli kısmı sebebiyle bu adı almış. 19. yüzyıl başlarına uzanan bir tarihçesi var. Yanında safranlı rissotto ile servis ediliyor ki kırmızı bir İtalyan şarabıyla yenmezse ziyan olabilir. Tadını merak edenlere tavsiyem Covid-19’u yendikten sonra bizzat Milano’ya gelip bu özel lezzeti yerinde tatmanız olacaktır.

Sağlıklı günlerde keyifle gezebilmek dileğimle.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Blogseyir.com sizlere özgün ve bilgi dolu bir platform alanı oluşturmak için 2020 yılında yayın hayatına başlamıştır. Merak ettikleriniz, bildikleriniz veya bilmediğiniz, ilginizi çekebileceğini düşündüğümüz makaleleri sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz. Sizler de ekibimizin bir parçası olmak istiyorsanız iletişim bölümünden bizlere ulaşabilir veya [email protected] adresine mail gönderebilirsiniz.

Yorum Yap