1. Ana Sayfa
  2. Deneme
  3. DOSTLUK

DOSTLUK

Dost ve dostluk dediğimiz, çokluk ruhlarımızın beraber olmasını sağlayan bir raslantı ya da zorunlulukla edindiğimiz ilintiler, yakınlıklardır.


Dost ve dostluk dediğimiz, çokluk
ruhlarımızın beraber olmasını sağlayan bir
raslantı ya da zorunlulukla edindiğimiz ilintiler,
yakınlıklardır. Benim anlattığım dostlukta ruhlar
o kadar derinden uyuşmuş, karışmış
kaynaşmıştır ki onları birleştiren dikişi silip
süpürmüş ve artık bulamaz olmuşlardır. Onu
(Etienne de la Boetie: Montaigne’in en iyi dostu.
İyi yürekliliği ve bazı şiirleriyle tanınmıştır.)
niçin sevdiğimi bana söyletmek isterlerse bunu
ancak şöyle anlatabilirim sanıyorum: Çünkü o, o
idi; ben de bendim.
Ruhlarımız o kadar sıkı bir birliktelikle
yürüdü, birbirini o kadar coşkun bir sevgiyle
seyretti ve en gizli yanlarına kadar birbirine öyle
açıldılar ki ben onun ruhunu benimki kadar
tanımakla kalmıyor, kendimden çok ona
güvenecek hale geliyordum.
Öteki sıradan dostlukları buna benzetmeye kalkışmayın:

Onları, hem de en iyilerini ben de
herkes kadar bilirim. O dostluklarda insanın, eli
dizginde yürümesi gerekir: Aradaki bağ,
güvensizliğe hiç yer vermeyecek kadar
düğümlenmiş değildir. Chilon (Eski
Yunanistan’ın ünlü bilgelerinden biri.) dermiş ki:
«Onu (dostunuzu), bir gün kendisinden nefret
edecekmiş gibi sevin; ondan, bir gün kendisini
sevecekmiş gibi nefret edin.» Benim anlattığım
yüksek ve yalın dostluk için hiç yerinde
olmayan bu davranış, öteki dostluklara uyabilir.
Bunlar için, Aristoteles’in sık sık tekrarladığı şu
sözü de kullanabiliriz: «Ey dostlarım, dünyada
dost yoktur…»
Onsuz yorgun ve bezgin sürüklenip
gidiyorum: Tattığım zevkler bile, beni avutacak
yerde ölümünün acısını daha fazla artırıyor. Biz
her şeyde birbirimizin yarısı idik; şimdi ben
onun payını çalar gibi oluyorum:
Nec fas esse ulla me voluptate hic frui
Decrevi, tantisper dum ille abest meus
particeps (Terentius)
Onunla her şeyi paylaşmak zevkinden yoksun kalınca,
Hiçbir zevki tatmamaya karar verdim.
Her işte onun yarısı, ikinci yarısı olmaya o
kadar alışmıştım ki şimdi artık yarım bir varlık
gibiyim.
Illam meae si partem animae tulit
Maturior vis, quid moror altera,
Nec chanıs aeque, nec superstes
Integer? Ille dies utramque
Duxit ruinam (Horatius)
Mademki zamansız bir ölüm seni, ruhumun
yarısı olan seni alıp götürdü, yeryüzünde
varlığımın yarısından, en aziz parçasından
yoksun yaşamakta ne anlam var? O gün ikimiz
birden öldük.
Ne yapsam, ne düşünsem onun eksikliğini
duyuyorum. O da benim için elbette aynı şeyi
duyardı. Çünkü o, diğer bütün değerlerinde
olduğu gibi dostluk duygusunda da benden kat
kat üstündü.

Yorum Yap

Yorum Yap