1. Ana Sayfa
  2. Köşe Yazıları
  3. Suçu Allah’a Atma Telaşındasın!

Suçu Allah’a Atma Telaşındasın!

images-8
1

Tohumları keselerde unutmuş, “Allah bahçeyi neden çiçeksiz bıraktı?” diye hesap soruyorsun.

Gayretin, kendi nefsini doyurmaktan, araba modelini yükseltmekten, sevdiğin dizinin bu haftaki bölümünü kaçırmamaktan, hoşuna giden çantayı elbiseyi telefonu ya da başka birşeyi almanın hayalini kurmaktan öteye geçmemişken, “Allah bu masumları görmüyor mu, nasıl müsade ediyor?” diyerek hesap soruyorsun.

Dilenciye “Allah versin!” deme kolaycılığı bu. Sana vermişse verecek olan sensin. Azdan az, çoktan çok verecek olan sensin. Azdan çok verenler sayesinde yükseldi insaniyet.

Zihin konforun bozuldu farkındayım. Nimetlerin bolluğunda rehavetteyken, musibetin sabrı ve sorumluluğu seni ürkütüyor.

Allahın sana verdiği rızkı hep kendine harcadın, evlatlarının deneme sınavında yaptığı dereceyle, kazandığı okulla övündün, ya da güzel ya da yakışıklı olmalarıyla, ne emeklerle! aldığın arabanla evinle diplomalarınla övündün.

Bazen dilinle bazen hâlinle!

Yığdıkça yığdın. Evine eşyalar, dolaba elbiseler, midene şireler etler. Ya kalbine, ya evlatlarının kalbine ne ayırdın, kaç gayreti kuşandın, kaç gecede dertlendin, kaç kapıya tokmak vurdun, kaç namazına namaz ekledin, duana dua?

Ne bekliyorsun ki?

Gökten bir melek insin ve mazlum çocukları korumaya mı alsın? Korumaya alacak olan sensin, yardımlarına koşacak olan sen!

Tohumu ekecek sensin, sen ekmeden ne tomurcuk ne de meyve göremezsin.

Merhametsiz olan Allah değil, o suç senin boynunda.

Elinden geleni gerekeni yaptınsa, yine de bahçe tarumar olmuşsa bir fırtınayla, bekle ve de; “Hak şerleri hayr eyler, zannetmeki gayr eyler!”

Ama sen Kur’anı unutmuş gibisin, imtihanı unutmuş gibisin!

İlk yokuşta ahiret inancını yitirmiş gibi şaşkına dönüyorsun. Peygamberin aleyhisselatü vesselamdan hiç nasibin yokmuş gibi deli divane oluyorsun. Ebedi bu dünyada kalacakmış gibi cümleler sıralıyorsun.

Gördüğün can yakıcı manzaralar imanını sarsacağına gayretini artırmalıyken, sen umutsuzluk girdaplarına bırakıyorsun ruhunu.

Umutsuzluk haramdır mümine.

Kırık bir kolun var ve tedavisine bakmak yerine “kolum neden kırıldı?” diye feryat ederek kırık kolunla duvarları dövüyorsun.

Daha çok kırılıyor görmüyor musun?

Eğil bir bak içine, suçlu sen misin yoksa Rabbin mi?

Halil İbrahim

Yorum Yap

Yorum Yap