1. Ana Sayfa
  2. Köşe Yazıları
  3. Var mısınız?

Var mısınız?

images-21
1

Birlikte yolculuk yapan üç genç, yağmur başlayınca bir mağaraya sığınırlar. Büyük bir taş yuvarlanır ve mağaranın girişini kapatır. Ne yaptılarsa taşı yerinden oynatamazlar. Çaresizce ne yapacaklarını düşünmeye başlarlar.

İçlerinden biri der ki; “Kendi kuvvetimizle buradan kurtulmamız mümkün değil, Cenab-ı Hakka sığınalım. O lütfederse buradan kurtulabiliriz. Oturup düşünelim. Hayatımızda sırf O’nun rızasını gözeterek yaptığımız hangi amelimiz varsa onunla dua edelim. Umulur ki o zaman buradan kurtulabiliriz.”

Canlı canlı mezara girmekten farksız bir haldeydiler.

Birincisi, “ya Rabbi, annem babam ihtiyardı. Hayvanlarımdan sağdığım sütü anne babama içirmeden kendi eşime çocuklarıma içirmezdim.

Ben bunu sırf senin rızanı gözeterek yaptım. N’olursun Allahım, şu taş kayıp gitsin” diye niyaz eder. Ve taş biraz kayar.

İkincisi, “ya Rabbi, amcamın bir kızı vardı. Bir erkek bir kadını ne kadar çok sevebilir ve isterse, ben de onu o kadar çok seviyor ve istiyordum. Birlikte olmak istedim ama kabul etmedi. Aradan zaman geçti. Bir kıtlık oldu ve bana başvurdu. Ben teklifimi yineledim. Kendini bana teslim ederse ihtiyaçlarını karşılayacağımı söyledim. O da kabul etmek zorunda kaldı. Tam elimi uzattığım esnada, “Allah’tan korkmuyor musun, bana dokunma!” dedi. Senden korkarak ona dokunmadım. İhtiyaçlarını da gördüm.

Ben bunu sırf senin rızanı gözeterek yaptım. N’olursun Allahım, şu taş kayıp gitsin” diye niyaz eder. Ve taş biraz daha kayar.

Ama çıkacakları gibi değildir.

Üçüncüsü, “ücret karşılığı bir kaç işçi tutmuştum. Hepsinin ücretini verdim. İçlerinden biri almadan gitti. Ben de tekrar gelip ister düşüncesiyle o ücreti çalıştırdım çoğalttım. Sonra çıkıp geldi ve ücretini istedi. “Şu koyunlar senindir” deyince şaşırdı. Anlatınca çok sevindi ve hayvanlarını alıp gitti.

Ya Rabbi, ben bunu sırf senin rızan için yaptım. N’olursun Allahım, şu taş kayıp gitsin” diye niyaz eder. Taş tamamen kayıp gider ve mağaranın girişi tamamen açılır, kurtulurlar.

O üç kişinin hallerine mukabil biz de anne ve babamızla münasebetimizde, nefsimiz ve şehvetimizle, ticaretimizle ve malımızla imtihan oluyoruz.

Ahirzamanın içinden çıkılmaz ve güç yetmez kuşatmalarında hapsolduk. Bir mağarada hapsolur gibi. O üç kişi gibi…

Sıkıntılı, buhranlı, çaresiz ve muhtaç zamanlarımızda “Ya Rabbi, ben bunu sırf senin rızan için yaptım” diyebileceğimiz karşı koyuşlarımızı, fedakarlıklarımızı, gayretlerimizi çoğaltmaya var mısınız?

Hele de anne babayı hoşnut ederek başlamak, ne güzel!

Halil İbrahim

Yorum Yap

Yorum Yap